Yeniden Soyunsak Anadan Üryan

Dr.Metin Aycıl

Hangi okulları bitirdin, kaç kitap yazdın, başkaları senin hakkında ne düşünüyor? Bu sayılanlar değil tahsil; aksine, sen kendin ne öğrendin?
İdris Şah ( 1924 – 1996)

Buharın sanayi üretiminde kullanılmasından itibaren, yani kapitalizmin başlangıcından bu yana, insan makine ilişkisi ilginç bir seyir izlemiştir. Üretimde inanılmaz artışları sağlanmış; söz konusu niceliksel değişim, öngörülemez niteliksel değişimlere yol açmıştır. İnsanın kendi refahı için yarattığı maddi dünya ile süregelen ilişkisi, insanın
yapabilirlik sınırlarının sonsuzluğunu da gözler önüne sermiştir.

Her şey insan için yaratılmış ve yaratılmaktadır şüphesiz. Özellikle tıp alanındaki gelişmelere baktığımızda bunu çok çarpıcı biçimde görmekteyiz. Tıptaki her yeni buluş insanın hayatını nicelik ve nitelik olarak ileri götürüyor; ancak insanı “keşfetmek” yolculuğunun da ne kadar uzun ve zor olduğunu da gözler önüne seriyor.

Bir de madalyonun sevimsiz yüzü bulunuyor: Kâr ve verimlilik üzerine kurulu kapitalist düzen, insan hayatına çoğu kez öncelik vermemiş, olumsuzluklar ortaya çıktıktan sonra, büyük maliyetlerle çözüm yoluna gitmiştir. Bunu yapan da insan, sonuçlarından zarar gören de insan. Söz konusu örnekleri hep birlikte yaşıyoruz.

Buraya kadar yazdıklarımı zaten herkes biliyor. Konuyu uzatıp olumsuzluk tuzağına düşmek istemiyorum. Amacım, anlatacaklarımı bir temele oturtmak. Gerek koçluk deneyimlerim, gerekse gözlemlerim sonucunda, oldukça sık karşılaştığım bazı konuları ortak bir paydaya toplayarak paylaşmaya çalışayım.

Yönetici olan bir danışanım bir arkadaşından övgüyle bahsediyordu. Ben (B) de kendisine (D) sordum:

B: Kim bu arkadaşın?
D: A şirketinde pazarlamadan sorumlu Başkan Yardımcısı.
B: Kim bu arkadaşın?
D: Dolar bazında çok büyük bir ciroyu yönetiyor, Ortadoğu ve Kuzey Afrika da ona bağlı olduğu için yılın önemli bir kısmını seyahatlerde geçiriyor.
B: Kim bu arkadaşın?
D: Boğaz’da muhteşem bir evde oturuyor, ailesinin her ferdi son model arabalarla dolaşıyorlar.
B: Kim bu arkadaşın?
D: ???

Evet, görüldüğü gibi diyalog sonlandı. Sorumu anlamamıştı D. Kendisi de yönetici olan D’nin öykündüğü hayat da bundan farksızdı. Kendisine yardımcı olmak amacıyla, soruları farklılaştırarak sormak istedim:

“Arkadaşının üzerindeki elbiseleri tek tek çıkartmaya başlasak, arkadaşının kimliğini nasıl tanımlarsın? Önce işini değiştirsek, orta ekonomik düzeyindeki bir mahallede bakkal dükkânı işletse, ardından arabalarını alsak, toplu taşıma kullansa, giyimi ünlü markalar olmasa da işportadan giyinse, Boğaz’da değil de bakkalının bulunduğu mahallede yaşasa… Ben sana “Kim bu arkadaşın?” desem, bana cevabın ne olur? Aynı senaryoyu kendine uyarladığında cevabın ne olurdu? Bunları haftaya benimle paylaşırsan çok mutlu olurum.

Yukarıda D anlatırken bir yandan da düşünüyordum: Arkadaşı hayatının ne kadarını karısı ve çocuklarıyla
geçiriyor? En son ne zaman el ele yürümüşler ve göz göze gelip heyecan duymuşlar? Çocuklarıyla en son
ne zaman oyun oynamış, boğuşmuş, sinemaya veya maça gitmiş? Çok kazanmak, iyi giyinmek, iyi yerlerde oturmak, lüks arabalar… Aile bu resmin neresinde? Sorduğunuzda ne diyorlar? “Onlara iyi bir gelecek için…” Geçiniz bunları, zira bana inandırıcı gelmiyor.

İşin özünün şu olduğunu düşünüyorum: Mevcut sistemde, İnsanlar kişiliklerine göre değil, performanslarına ve sahip olduklarına göre değerlendiriliyorlar. Kendine yabancılaşmayı fark eden mutsuz insan çıkış aramaya başlıyor. Bazıları ise hayatın bu olduğuna inanarak ve kabullenerek yaşam sürmeye devam ediyorlar.

Yeniden soyunsak diyorum anadan üryan. Hangi elbiseleri giyerdik, ya da nasıl giyinirdik? Öncelikle kendi değerlerimizi ve güçlü yönlerimizi keşfedip, hayatımızı bunların üstüne inşa etsek diyorum. Kendi kimliğimizle var olmayı ve kabul görmeyi seçsek diyorum. Bizi en iyi ifade eden işi yapsak, ya da yapmak zorunda olduğumuz işi kendimizce yapsak diyorum.

Ve diyorum ki, hiçbir ekonomik sorunumuz olmasa, nasıl yaşamak isteriz ve hayatımızın amacı ne olur?

Yeni yılda bu sorulara en anlamlı cevapları en kısa yoldan bulabilmeyi diliyorum.

Paylaşım için teşekkür ederiz.