Editör’den / BGDergi 2. Sayı

UMUT…

“yarın farklıdır bugünden,

adı değişir hiç olmazsa.

kara bir suyu

geçiyoruz şimdilerde

basarak yosunlu taşlara.

sen bugünden yarına

birazcık umut sakla…”

Hatırlar mısınız, çocukluğumuzda yeni yılın gelişi bizleri ne kadar çok mutlu ederdi. Ne kadar çok umut içerirdi. Daha güzel bir yılın geleceğini, bir öncekinden çok daha fazla mutlu olacağımıza inanırdık. Çocukçaydı belki ama bu çocukça beklentimize, büyüklerimiz de ortak olurdu çoğu kez. Yeni yılda yaşanacaklar hiç bir zaman bir öncekilerden farklı olmasa da, Sivas Madımak’ta canlı canlı yakılan şair Metin Altıok’un dediği gibi “adı değişir hiç olmazsa…” Bu arada o şairi ve o fotoğrafı anımsadınız değil mi? Hani kendini koruyabilmek için elinde sapı kırık bir badana fırçası ise merdivenlerde oturan o şairi…

***

Usta yazar Çetin Altan’ın Türkçe’ye kazandırdığı “Enseyi karartmayın…” deyimi son dönemlerde herkesin ağzında. “Umudumuzu yitirmeyin…” anlamına gelen bu deyim, artık “Ensemizde boza pişiriyorlar..” deyimi ile yan yana kullanılır oldu.

Doğal olarak ensemiz hep kara, hep kara…

***

“ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter

pirinç de öyle

şeker de öyle

kumaş da öyle

kitap da öyle

büyük insanlıktan başka herkese yeter.

büyük insanlığın toprağında gölge yok

sokağında fener

penceresinde cam

ama umudu var büyük insanlığın

umutsuz yaşanmıyor…”

Umut en çok Nazım’a yakışmış. Onca sıkıntıya, hapisliğe işkenceye ve memleket hasretine inat umudunu hiç bir zaman kaybetmemiş. Hala ondan öğrenediğimiz ve öğreneceğimiz çok şey var.

Hiç bir şey olmazsa “umut etmeyi” öğreniyoruz, hala. Yetmez mi?

***

Umut ile söyleyeceklerimizi Orhan Seyfi Orhon’un o çok bilinen dizeleri ile bitirelim;

“Dünya döndükçe

Umut fakirin ekmeği

Ye Memet ye

Ye Memet ye! …”

***

Bodrum Gündem’in yeni sayısı, yeni yılın ilk günlerinde yine elinizde. Oldukça zengin bir içerik ile karşınızdayız. İlk sayımızda okurlarımızdan aldığımız övgüler bizi cesaretlendirirken, eleştiriler de yolumuzu aydınlattı. Lakin bir şeyi söylemeden de geçemeyeceğim. Çok yakın bildiğim, birlikte yol yürüdüğüm, dost dediğim bir kaç kişiden gelen acımasız ve yıkıcı söylemler ve dedikodular da vardı. Üstelik arkadan ve haince. Farkındaysanız eleştiri demiyorum, yıkıcı söylem ve dedikodu.

İşte o kişileri de siz okurlarımıza havale ettim…

Zor bir sektördür yayımcılık. Bunu bilerek yola çıktık ve bu zorlukları bir bir atlatarak, kararlı bir şekilde yürümeye devam ediyoruz, edeceğiz…

 

Bodrum Gündem Dergi’nin kapak fotoğrafı için bir çok seçenek üzerinde durduk. Ali Şengün bizim için arşivini açtı. En sonunda bir kartpostal üzerinde karar kıldık. 1960’lı yıllarda çekilmiş bir fotoğraftan, üretilmiş bir kartpostal. Bu kartpostal Hüseyin K.Nayır’ın arşivinden,  Erkan Koyunbaba’nın arşivine geçmiş. Erkan Koyunbaba’ya bu fotoğrafı dergimizin kapak fotoğrafı yapabilir miyiz diye sorduk. İzin vermekle kalmayıp, memnuniyetini de dile getirdi. Bundan sonraki sayılarda da fotoğrafa ihtiyaç duyulduğunda, her zaman bizlere destek verebileceğini de söyledi. Bodrum Gündem Dergi’nin bu sayısındaki kapak fotoğrafı “Erkan Koyunbaba arşivinden…” Verdiği destek için ona çok teşekkür ediyoruz…

***

Bodrum Gündem Dergi’nin bu sayısında çok dikkat çeken röportajların yanında Bodrum Gündem yazarlarının çok özel yazılarını okuyacaksınız.

Duygulu, gizemli ve sonunu sabırsızlık ile merak ettiğiniz öyküsü ile Tunç Şanad. Geçmiş deneyimleri, analizleri ile bu günü ve geleceği aydınlatan yazısı ile Can Pulak. Fıkra gibi, lakin içinde önemli dersler içeren yazıları ile Fikret Karataş. Okurken biraz zorlanacağınız ama kahkahalar atarak okuyacağınız Şenol Cömert’in Bodrum ağızlı yazısı. Nuran Yüksel’den Bodrum’un anılarına yolculuk yaparken, Bodrum’un gelinlerini, Dr.Kerim Cangır’dan da günümüze dair Bodrum’un en önemli sorununun irdelendiği yazısını okuyabileceksiniz. Bodrum’un yetiştirdiği araştırmacı genç yazar kardeşimiz Cezmi Çoban’dan gerçek ”Bir Bodrum Masalı” ile dergideki yerini alırken, Çiçek Bozoğlu’nun çok ama çok özel röportajları ile Bodrum’un geçmişine uzun bir yolculuk yapacaksınız…

Cenap Tezer ve Durmuş Ali Cangır söyleşilerinde ise “vay beee” diyeceksiniz…

Yeni yılda, yeni sayılarımızda buluşmak üzere…

Sevgi ve Saygılarımla…

Fatih BOZOĞLU

Paylaşım için teşekkür ederiz.